“Kabadirek..” Ünye’de Dizdar Beyin sökülen mezar direği... Geçen sayıda yazmış olduğumuz “Şeytan Dağındaki Dilek Ağacı” adlı araştırma yazımıza çok sayıda telefon geldi. Şeytan Dağının ve dilek ağacının nerede olduğunu soruyorlar.
Aslında “Şeytan Dağı” bizim içimizdedir. Olayın özü, çaresiz Anadolu insanının eski dininden getirdiği bu tür şeylerle derdine çare arama şeklidir. Hemen her köyde ya bir “Şeytan Dağı” ya ulu bir ağaç, ya bir evliya türbesi mevcuttur.
Biz çaresizliğimiz ve deva bulamadığımız dertlerimize her yerde bir şeytan dağı yaparız.
Ünye ve çevresini biraz araştırırsanız benzer dağlar, benzer evliyalar, benzer taşlar bulursunuz. Her birinin deva olduğu hastalık ve sorunlar ayrıdır. Kimi hastalıklara, kimi, para bulmaya, kimi evde kalmış kızlara koca bulmaya iyi gelir.
Aslında dinimiz bu gibi şeyleri yasak etmiştir.
Malazgirt Savaşından sonra Ortaasyadan gelerek Ünye’ye yerleşen Oğuz Han’ın oğlu Günhan’ın çocuklarından Çepni’nin soyundan gelen Çepniler, anavatanlarında 800 yıllarında Müslüman olmuşlardı. Müslümanlığı kabul edişlerinden ikiyüz yıl sonra Anadolu’ya geldiler. Çepniler ikiyüzbin çadırla Sinop’tan Trabzon’a kadar olan yerleri fethederek kendilerine yurt edindiler. Anayurtlarından ve bir önceki dinlerinden getirdikleri ritüelleri hep canlı tuttular ve yaşattılar.
Yaşayan Orta Aysa Gelenekleri
Bugün Ünye’deki yemek kültürü et ve tahıl yemekleri Çepniler den gelmektedir. Biftek bir Oğuz yemeğidir. Türkler Ortaasyada akınlarda etleri bindikleri eğerlerin altına koyarak atın ter ve sıcaklığı ile haşlar yerlermiş.
Ağaçlara bez bağlama, dağlara taşlara adak adama, el sürme gibi şeyler de Türklerin ilk dinleri Şamanizm’den getirip, Müslümanlığa uydurdukları inanış şeklidir.. Ağaçlara bez bağlayarak bir takım güçlerden yardım isteme aynen kalmış, taşlara yüz sürmenin yerini evliya mezarlarında sandukalara dokunma, mezar örtülerini öpme almıştır.
Türklerin Ortaasyadaki dinleri, ruhlarla insanlar arasında aracılık yapan Şamanlar çevresinde yoğunlaşan inanç sistemidir. Ata ruhlarına ve doğa varlıklarına tapınmaya dayanan bir Asya dinidir.
Şamanların yerini bugün, Oğuz boylarından Aleviliği benimseyenlerde dedeler, bektaşiler diğer mezheplerde şeyhler, şıhlar, almıştır.
Ünye ve civarında Aleviliği benimseyen Çepni oymakları vardır.. Bunlara Ünye ve yöresinde “Nalcılar” derler. Başka bölgelerdeki adları, Tokatta Suruç, Antalya’da Yörük’tür. Ünye’deki Göbü ve Üçpınar köyleri, Oğuz boylarından Çepnilerin Aleviliği benimseyen oymaklarının yerleştiği köylerdir.
Oğuz Türkleri, Müslüman olmakla din değiştirmiş, fakat eski dinlerindeki birçok adetlerini değiştirmemiş yüzyıllar içinde Müslümanlığa uydurmaya çalışmıştır.
Hatta bazı yerlerde; “Sandukaya el ve yüz sürmek günahtır, Türbelere, yatırlara, mezarlara, yalvarmak, bez bağlamak, mum yakmak, dinimizde haramdır” diye uyarıcı tabelalar asılmıştır. Yine de bu inançları kaldırmak mümkün olmamıştır.
Günümüzdeki mezar ve yatır ziyaretleri bu inanç sisteminin devamıdır.
Türklerde, ağaçlara ve sırıklara renkli bezler bağlama adetleri, köklerini şamanist din inanışlarından almıştır. Bu direkler, günümüzde köylerde yapılan düğün törenlerinde bayrak direği sekline dönüşmüştür.
Türklerin eski dinlerinden getirdiği ve Müslümanlığa uydurdukları ritüellerden kurban süsleme geleneği de eski Türk boylarının tanrılara ve ruhlara sundukları kurbanı süslemelerinden gelmiştir. Alevilerin Cem ayinleri de, İslam ile eski dinin yan yana gelişi olarak yorumlanır.
“Al Basması”
Ant içme ve kan kardeşliği de, eski bir Türk töresine dayanır. Kan kardeş, olacak kişilerin düzenlediği "ant töreninde" bir miktar kanlarını akıtıp karıştırdıktan sonra içmeleri "ant içmek" deyimini doğurmuştur.
Buna benzer pek çok Ortaasya inancı yüzyıllardır, Müslümanlıkta birlikte yaşamaktadır. Din sanılan bu Şaman inançları içersinde yaşayanlardan an canlısı da Anadolunun bir çok yerinde yaşayan“Al Basmak” inancıdır. “Albız denilen hayali kötü ruhların lohusa kadına ve çocuğuna zarar vereceğine inanılır. Kötü ruhun "kırmızı" renkten korktuğunu düşünürler ve lohusanın yanına kırmızı nesneler koyarlar.. Bir de kırmızı loğusa şerbeti vardır. Loğusa kadına bu şerbet içirilir, kötü ruhların rengi kırmızı olan her şeyden korktuğu sanıldığı için şerbet yapılan loğusa şekeri de kırmızı renktedir.
Ünye ve Ordu da yaşayan Çepnilerde ana rahminin simgesi olan sacayaktan geçme geleneği halen sürdürülür ve bu inanış, soyun sürdürülmesi gerçeğine dayanmaktadır. Çocuk doğuramayanlar, dilekte bulunarak, "üç kez sacayaktan" geçerler
Ünye’de her yıl Mayıs yedisinde insanlar köylerden Akkuş’tan Tekkiraz’dan akın akın sahillere ve deniz kenarlarına gelir "yedi çift bir tek taşı" suya atarlar. Denize girerler veya yedi dalgadan atlarlar. Düğünlerde bereket getirmesi için gelin ve damadın başına atılan buğday taneleri ile ''darısı başına'' tabiri, bu inancın yaşayan örneklerinden biridir.
Dizdar Beyin sökülen mezar direği
Ünye’nin Dizdar köyündeki bir caminin içinde bulunan bir evliya mezarının sandukasının başındaki direk bez ve çaput bağlanması el ve yüz sürülmesi, direkten gizlice parça yontularak kaynatılıp suyunun içilmesi yüzünden “Kabadirek” adındaki direk kaldırılmıştır.
Bu mezar Danişment Gazinin torunlarından Dizdar köyü çevresini fetheden Dizdar Bey’in mezarıdır. Araştırmalara göre, evliya olarak bilinen bu tür yerlerdeki kişilerin genellikle bölgenin fetheden, birçok köyün temelini atan, zamanla menkıbeleşen Ortaasyadan gelen Türk boylarının oymak beyleri olduğu ortaya çıkmıştır.
Bunlar: Kümbet evliyası, Asarkaya evliyası, Başkıstıran evliyası, Karaca İlyas evliyası, Yağı Başan evliyası, Dizdar Bey evliyası, Menteşe Bey evliyası..gibi. Hepsi bulunduğu yerleri Türkleştiren ve köyler kuran Oğuz beyleridir.
Daha birçok geleneği örf ve adet olarak günümüze taşıyan Oguz Türklerinin ataları olan Göktürkler gökyüzünü, yeryüzüne gerilmiş bir çadır gibi düşünürlerdi. Bu büyük çadırın ortasında Kutup Yıldızı parlamaktadır. Ona "Gök'ün Çivisi", "Çivi Yıldızı" derlerdi. Altaylılar Kutup Yıldızını bir direk olarak düşündüler. "Altın Direk", "Demir Kazık"ta dediler. Kutup yıldızını temsil eden direkler yaptılar ve bu direkleri Kutup yıldızı ile ilişkilendirip kutsal saydılar. Bu direğe bez parçaları bağladılar dilekte bulundular. Anadolu köylerindeki düğün ve benzeri seremonilerde kullanılan ucuna bazen bayrak ve bazen renkli kumaşlar bağlanan sırık sembolik olarak göğün direği ve bağlanan renkli bezlerde renklerine göre birer dilektir.
Anayurtlarında Şamanizme ve Göktanrı'ya inanan Türkler, Müslüman Arapların ilk Horasan üzerinden de Göktürklerle olmuştur. Türklerin İslamiyeti kabul edişi iki döneme ayrılır. Bireysel olarak İslamiyete geçişleri 647-751 yılları, grup halinde din değiştirme 751-868 yıllarına rastlar. Türklerin İslamiyeti kabul etmelerinde eski dinlerinde var olan tek bir Tengri ye inanışın büyük bir etkisi olmuştur. İlk Müslüman Türk devletlerinin kuruluşları olan 868-940 yıllarına rastlar ve yeni dine geçişleri ancak 300 yılda tamamlanabilmiştir.
Türkler Müslümanlığa eski inançlarını da taşıdılar. İslâm'ı aynen benimseme yerine kendi inançlarıyla harman edip yeni bir sentez oluşturdular. Aradan on asır geçmiş olmasına rağmen, bugün günlük hayatımızdaki birçok kültürel öğe İslam'dan önceki kültürün izlerini taşımaktadır
Ünye’de Yunus Emre Türbesine uğramıştım. Türbenin içi yatak yorgan doluydu. Sandukanın etrafında yorganlara sarılmış yatan insanlar gördüm. Hastalar şifa bulmak için evliyanın sandukasının dibinde bir gece bazen üç gece uyuyorlar dediler. Sordum hastalıkları nedir diye.. Konuşama, yürüyememe, epilepsi hastaları, ruhsal bozukları olan hastalar çare bulmak için burada geceliyerek dertlerine çare arıyorlarmış..
Bu sefer gittiğimde Türbenin içindeki yatak ve yorganlar kaldırılmıştı.
Ünye’de ağaçlara bez bağlama inancı adlı ikinci bölüm burada sona ermektedir.
Gelecek sayıda :“Akkuş Kevgir Kalesindeki Atmış Ton Altının Esrarı”
Geçen sayıdaki bez bağlanmış mezar fotoğrafı Gülşen Kanık’tan alınmıştır, düzeltiriz.
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Kaynaklar: Şamanizm - Türkler'in İslamiyetten Önceki Dini; Etik Yayınları, Şubat 2000; Cemal ŞENER
Mehmet Kurtoğlu (makale)
Türk Mitolojisinin Anahtarları; Kabalcı Yayınevi, Haziran 2002; Yaşar ÇORUHLU
Türklerin Dini Tarihi; Rağbet Yayınları, Mart 2003; Ü. GÜNAY, H. GÜNGÖR
Yaşar Karaduman - İstanbul
- 12/07/2009 11:32 - Orda Bir Köy Var Uzakta!
- 10/03/2009 07:34 - Çocuklarınızla konuşun!
- 07/03/2009 12:41 - Ne Memleketli, Ne Gurbetli olduk!
- 28/01/2009 09:55 - Ünye Adları 65’i Buldu!
- 31/12/2008 11:28 - İlk Eczacı Ahmet rasim bey
- 29/12/2008 18:30 - Ozan kültürü ve Ünye üzerine
- 19/12/2008 20:16 - Ünyenin internet yolculuğu
